Fashion Book | Franny & Zooey

3/24/2014


Samimiyetsizlikten sıyrılma isteğiyle dolduğum anlarda okuyup kendime gelmemi sağlayan 'Franny ve Zooey' başucu kitaplarımdan biri. 1960'larda olacakların habercisi J.D. Salinger, 'Franny ve Zooey'de Glass ailesiyle birlikte egolarını aşmış, felsefik sohbetler yapan farklı bir aile yapısıyla içine çekiyor. Eşya kalabalıkları içinde, badana kokan evde, kitap yığınlarının arasında o kanepede oturmak isteğine karşı koymadığım güdüyle bir tiyatro oyunu izler gibi hissettirip beni içine aldı. Zeka taşan diyalogların arasında Zooey'nin kız kardeşi Franny ile paylaşımları, kahkahaları, yaşanılanlar, yaşanılmayanlar, anlaşmazlıklar o ailenin bir parçası olma isteğini içinde büyütecek kadar etkiliyor. Karakterlerin bu kadar gerçek, canlı ve yakın olabilmesi çok etkileyici. 

Kendini garip hisseden delirdiğini düşünenen Franny de diğer Glass ailesinin bireyleri gibi fazla zekadan muzdarip. Bilinçler altında yirmi bin fersah yolculuğuna çıkan ve elinde taşıdığı kitap aracılığıyla bu yolda kaybolan ve hastalanan Franny 'İnsanları beğenmekten bıktım usandım. Saygı duyacağım birine rastlasam n'olurdu sanki' diyerek bir çok şeye duyduğu isyanından birini dile getirmiş. Franny, tüm dengesizliğine rağmen rahat bir aidiyet duygusu peşinde giden bunun için biraz aptallığa bile katlanmaya razı. Zooey ise bu süreç içinde ortaya çıkan aksaklıkları göz önüne sererek kutsal olanı ararken çevresindeki kutsal olan şeyleri fark etmediğini Franny'e anlatmaya çalışıyor. Öyle ki bu diyaloglar hiç bitmesin, hep anlatsınlar istiyorsunuz. Sahteliği, egosuna esir düşenleri, aptallığı, vasatlığı, akademik konuşanların sığlığını durmadan konuşsunlar... Bazen bilginin - her halükarda, bilgi için bilgi haline geldiği zaman - en kötüsü olduğunu düşünen Franny; ''Bir yere varmak, farklı ve ayrıcalıklı bir şeyler yapmak, ilginç biri olmak isteyen herkesten bıktım usandım.''der.   Kimsenin ne dediğini umursamadığı gibi aslında kendisinin de tam bir hiç kimse cesaretine sahip olamamasından da usanır.

En sevdiğim karakterlerden biri olan düşünceli, naif, zeki Franny ben bir tek sen anlardın, sen de yanlış anlamazdın. Sana biraz daha yakın olmak için gardırobuna el atmaya karar verdim. Bunun için istekli ve gönüllü olmasan bile. Bazı kitap veya filmlerdeki karakterlerin süper kahramana benzememesinin sebebi, süper kahraman olmamasından kaynaklıysa, senin de bu kadar göz önünde olup zihninin meyvelerine susamış bir dünyanın getirdiği talepler karşısında içi boşalmış gibi kalman bir çok şeyi umursamadan kaynaklı. 


Yirmi yaşında, üniversite öğrencisi olan Franny özgür ruhuyla 'aydınlanma/uyanma/bulmaya' giden yolda bolca sigara içip, gözyaşı döken ve kedisi Bloomberg'i seven biri. 1950'lerin retro dişiliğiyle Franny'nin bohem ruhunu birleştiren bir görünüm yaratmak için oxfordlar, oversized hırkalar, saç bandıyla birlikte modern ve sanatsal etkiyi yerleştirmek gerekli.

Ayrıca Franny için Ceren'in açtığı 'hopeisinside' isimli bloguna uğrayın.

Bu Haberlerde İlgİnİ Çekebİlİr

2 YORUM

  1. Avdar tarlasında çocukları okuduktan sonra okuöa listeme almıştım bu kıtabı, yazından sonra hemen okumak istedim, bu kadar ilginç olduğumu bilmiyordum, farkettirdiğin için teşekkürler, bir sonraki kitap alışverişime ekleyeceğim,

    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. 'Çavdar Tarlasında Çocuklar'dan sonra listenize almanıza sevindim.:)
    Beni bu kadar etkilediğini anlatmazsam olmazdı. :)
    Yorumunuz için de ayrıca teşekkürler...

    YanıtlaSil

Facebook

Pinterest